Boşluk “boş bir şey” değildir

Boşluk “hoşluktur.
Kafatasında olunca değil.
Resimde “Figürsüz, formsuz alanlar, müzikte “es” gibi.
Binalar arasındaki mesafe anlamında da güzel.

Rahmetli babam boşluktan pek hoşlanmazdı.
Bir gün elimde rahmetli Necip Fazıl’ın “Çile“sini gördüğünde –o esnada iki mısralık beyitlerinin olduğu sayfa açıktı‘Bu nasıl kitap, niçin boş?Diye hayretle yüzünü buruşturarak sordu.
Kitapların kıymetini elbette biliyordu. Ancak her kitabın değil.
‘Mübarek Kuran’ın gayrısındaki kitaplar yalan ve boştu.
Onun gözünde, başka kitapları okumamı “meşrulaştıracak” bir cevap bulmuştum.
“Kur’an Allah kelâmıdır, onu daha iyi anlamak için okuyorum bu kitapları baba.” Dediğimde, duraksamış, bütünüyle iknâ olmasa da, “İyi o zaman”dan fazla bir kelime dökülmemişti ağzından.
“Boş işlerden saydığı okumaya karşı kazandığım mevziyi, Çile’nin yarı boş sayfaları yüzünden yitiremezdim.
‘Bu bir şiir kitabı dedim. ‘Okuyan kişi, aynı zamanda bir defter gibi kullanabilsin diye özellikle boşluk bırakılmış bazı sayfaları.
Sahiden sayfalardaki boşlukları değerlendiriyordum.

Kıymet verdiğim şiir kitaplarını günlerce, haftalarca hatta, aylarca bir el kitabı gibi yanımdan ayırmadığım için, not defteri ve telefon rehberine dönüşürdü. Karakalem eskizlerimden, aklıma düşen mısralara kadar hepsini not ederdim.
Çile’de o haldeydi ve karalamalarımı bir çırpıda göstererek de kanıtlamıştım.
Rahmetli, yine tam olarak iknâ olmadıysa da “İyi o zaman” deyip geçmişti.

Gördüğünüz gibi sayın okur.
“Boşluklar dikkat çekicidir ve dahi işe yarar.”
Toplu taşıma araçlarındaki boş koltuklar ve boş alanlar dahil.  🙂

Boşluk, methiyeler düzülebileceği gibi, tam tersi aşağılanabilir de.
Boşluk ve hiçlik çok hacimlidir.
Kargaşa ve kaosu barındıran her şeyden çok daha sevimlidir.
Yokluğunu hissettirir, varlığını hissettirir.
Boşluk, yaratılmışlar içinde “özel” bir şeydir.
Oraya zaferlerinizi özenle yerleştirebileceğiniz gibi, yenilgilerinizi de koyabilirsiniz.

Boşluk kuytudur.
Zuladır.
Gökyüzüdür.
Rahmetli ve bereketli bir şeydir boşluk.

Boşluk, bir şehrin en geniş meydanıdır. İsyan için de lâzım olur günü geldiğinde, selâm ve safâlaşma için de.
Provoke etmez, manipüle etmez sizi.
Başkalarının manipülasyon ve provokasyonuna kapalıdır.
Mesafedir. Saygı değerdir.
Anlaşılmayı ve anlamayı kolaylaştıran bir şeydir.

Peki boşluk satın alınabilir mi?

Rahmetli babam olsa, “Bal gibi satın alınabilir, hatta almışsın bile derdi Necip Fazıl’ın Çile’sini kastederek ve bu defa da benim “söyleyeceksözüm olmazdı.
Bu mantıkla, zaten bir resim satın aldığınızda, ‘sanatsal bir kıymet olarak boşluğu da satın almış olursunuz.
Bir müzik albümündeki es’ler ne kadarsa, o kadar boşluğu da.
Tabi ki ironi yapıyorum.

Ben boşluk ihtiyacımı başımı “gökyüzüne kaldırarak gideriyorum. Yahut Canan ile “Marmaranın kıyısında oturup ufka doğru bakıyoruz. Bir siluet olarak, mora çalan rengiyle uzak tepeler ve Prens adaları problem çıkartmıyor.

Muhtemelen Murat Ülkerde, Bedriye 125.000 Dolar bayıldığı boş çerçeveye bakıyordur onca meşgalesi arasında boşluk duygusuna ihtiyaç duyduğunda.
O değil de, elimde gördüğü Çile’ye maraza çıkaran babam, Bedri’nin boş çerçevesine Murat Ülker’in onca parayı boca ettiğini duysa ne yapardı merak ediyorum.
Ben, “Muratcım, ne yani, senin ürünlere yatırdığımız onca parayı boş işlere mi yatırıyorsun?” der miydim? Derdim valla.

………………………………..
Meraklısına not: Boşluk mevzu üzerinden Bedri-Murat Ülker alışverişine bunca yıl sonra niçin bir yorum yaptığımı merakına basit bir cevabım şu:
Maksat arada birazcık boşluk olsun.

Selam eder gözlerinizden öperim.