Yeni Kitap: Sanat Ya Hû | İsmail Erdoğan | Şule Yayınları | İstanbul | 2017

İsmail Erdoğan’ın bu kitabını, bir süre yöneticiliğini yaptığım yayın grubunda Mümtaz Kitaplar adını verdiğim seride yayınlamak istedim.

Kitabın redaksiyonu, tashihi yapılmış. Hatta kapak tasarımı bile hazırlanmıştı.  Ancak, baskısını yapmak, bana nasip olmadı. Tek taliplisi ben değildim elbette. Kayda değer her yayınevinin, İsmail Erdoğan’ın kaleminden çıkmış bir esere itibâr edeceğinden kuşkumun olmaması, bana nasip olmamasına rağmen gönlümü rahat kıldı.

Ve, tahmin ettiğim gibi de oldu. Sanat Ya Hû, Şûle Yayınları tarafından basıldı. Kitaptaki yazıların kahir ekseriyetini, İsmail Erdoğan, Diriliş Postası’ndaki köşesinde yayınlandığında okudum. Bir kısmını da, yayın hazırlığı sürecinde.

Sanat, üzerine çok koşulan bir kavram.
Bu “Sanat” kavramının muğlaklığından kaynaklanıyor.
Dikkat! “Sanat eserinin” demedim.
Sanat üzerine umumi mana da edilen lâfların lâf olarak kalması mukadder.
Elle tutulur, kayda değer kelâm etmek gerekir.
Niçin  ısrarla “Sanat” üzerine konuşuruz, bu niçin lüzumludur.
Belki de, ilk olarak bu suâle bir cevap gerekir.

Sanat üzerine düşünmemizin, konuşmamızın sebebi hikmeti “Sanat Eseri”dir.
Sanat eseri, kıymetlidir.
Sanat eseri, güzeldir, estetiktir, biçim ve mânânın mükemmel olarak gövdelenmiş halidir.
Sanat üzerine edilen bütün kelâmlar, sanat eserinin yüzü suyu hürmetinedir.

Hülâsa-yı kelâm, sanat eseri nedir, sanat eseri nasıl anlaşılır, tanınır, okunur bilinmesi gerekir.
Eskiler, marifet iltifata tabidir derler. İltifat, bilmeyi gerektirir, ünsiyet kurmak, his ve feraset ve bilgi ile neşvünema bulur.

İsmail Erdoğan, bu meseleleri dert edinmiş nadirattan bir kalem.
Sanat, sanatçı, sanat eseri, kültür, medeniyet üzerine düşünen, düşünmekle kalmayıp yazan, seminerler, konferanslar düzenleyen dinamik bir adam.
Dahası, yerli bir lisân ile bizim perspektifimizden bakan ve konuşan bir adam.
Genç ve ısrarlı.
Genç olması mühim, bu demektir ki, bu sahada Allah ömür versin, daha da derinleşecek, yeni kelâmlar edecek, millet olarak yaşadığımız kültürel kırılma sonrası, ulaşım yol ve kanalları patikalara dönüşmüş, bin yıllık tarihimizden tevarüs eden kültür ve medeniyetimiz ile irtibat imkanlarının restorasyonuna ve yeniden ihyasına ısrarıyla mühim katkılar sağlayacaktır

Bize düşen, okumak.

Allah çabalarını bereketli kılsın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir