Budala Paradoksu

Sebastiaan Koenen | Abstract İdiot

Ülkemi seviyorum…
Enteresan bir ülke.

Ben doğmadan evveli de çok enteresanmış.
Hakikatli Müslümanların varlığından hiç şüphem yok.
Onları incitecek bir kelâm etmeye imtina ederim.

Sadece onlara mı?  Hakikatli komünistlere de tabi.
Onlardan var mı peki? Şüphem çok.
Kendilerine komünist denilmesine itiraz etmeyen zevata, komünist misiniz diye sorsanız “Elbette komünisttim diyen zor çıkar. “Sosyalistim derler.
Bu cevabı alınca, “Hangi tür sosyalistsin?sorusunu gömün ve seyredin eğlenceyi.

Bu yaşıma geldim hakikatli bir komünistle karşılaşmadım henüz.
Tanıdığım bir tanesine, yaşantısından hareketle, “Nasıl komünistsin sen?” diye çıkıştığımda, “Ne komünistti oğlum, kolay mı öyle komünist olmak. O bir ütopyademiş, sosyalist olduğunu söylemişti.

Sosyalist olmakta ne var? Türü ve çeşidi mebzul miktarda.
Nasyonal sosyalistlikten, İslâm sosyalizmine kadar geniş bir yelpaze.

Yeri gelmişken, demokratik yollarla 12 yıldır iktidar olmayı başarmış bir parti ve liderine iki de bir diktatör deyip, eşitledikleri Hitler, nasyonal sosyalistti mesela. Hatta, Nasyonal Sosyalist İşçi Parti’nin lideriydi.

Bizim tatlı su sosyalistleri Hitleri sosyalistten saymaz. O da bal gibi sosyalist bir diktatördür.
Diktatörlükte Lenin’den geri kalır tarafı da yoktur.

Şaşırmayın canım…
Devrim öncesi ve sonrası söylem ve pratiği açısından Lenin’inin diktatörlükte Hitler’den kalır yanı yoktur demek istedim. : )
Bizim solun, her zamanki sapla samanı karıştırma paradoksu işte.

Bu memleket, viskisini yudumlayıp ahkâm kesen komünist bozuntularıyla dolu.
O kadarla kalsa iyi.

Devrim kelimesine meftun olduklarından naşi, Mustafa Kemal’e de meftunlar.
Hani şu, “Komünizm bir yılandır, her görüldüğü yerde başı ezilmelidir! diyen Gazi Mustafa Kemal’e.
İronik mi?
Budalaca ironik.

Irkçılık düzeyindeki Türkçülüğü malûm Mustafa Kemal’e hayranlıkları sahici ve samimi değil, tıynetlerinden.
Sıkıştıkları yerde hafız dede – haminne torunu bile oluverir onlar.
Tahrip ve tahrifte sınır tanımazlar.
Hak- emek, özgürlük sloganlarıyla ürettikleri tek artı değer anarşizmdir.
Yüz yüze bir tartışmaya girerseniz, demagojiye, yalana, iftiraya ve mahalle karıları gibi çıngar çıkarmalarına karşı hazır olmanızı öneririm.

Sosyalist ve devrimci kardeşlerimiz genellikle, komünizme giden yolda edindikleri dünyevî alışkanlıklar yüzünden burjuvazi ve kapitalizm dolaylarında kaybolurlar.
Arada görünüp, bohem-burjuva alışkanlıklarıyla ahkâm kesip, sosyalist mitinglerde arz-ı endam etmeyi ihmal etmezler.

Kim olduklarını merak ediyorsanız, sosyalist miting ve protesto eylemlerinde, kortejin protokol sırasındaki şık giyimli neşeli güruha dikkat kesilin yeter.

Benim güzel ülkemin solcuları…

Sosyalisti Ulusalcı, Ulusalcısı Atatürkçü, Atatürkçüsü komünist, Komünisti Nasyonal Faşist. Halkçısı budalaca halk düşmanı.

Hakikatli Müslümanlardan bahsetmedim. Başka yazıya artık.
Onlarla karşılaştığınızda, oturun masalarına ve dostluk iklimine girin.
Görün bakalım, sosyalist ve halkçı kimmiş.
Kıymetli ağabeyim ressam Erol Yıldır’ın sevdiğim bir cümlesiyle bitireyim yazımı.

“ Meğerse ben, kendini Milliyetçi-Muhafazakâr sanan gerçek bir Sosyalistmişim.
(Devrimci ve sosyalist geçinenlerin iç yüzünü gördükten sonra)

Selâm Olsun!..

“Budala Paradoksu” için bir cevap

  1. Sosyoloji okurken tartışma açıldığında bize dönüp: Ama biz ortodoks değiliz, derlerdi…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir